Liderlik kapıya kadar gelmiş. Israr ediyor kabul edilmek için. Galatasaray'ın da derdi bu sefer de geri çevirmemek kısmetini! İşte bu telaşla başlıyorlar maça... Oysa illa ki bir şekilde başlayacaklarsa o 'tempolu' olmalı. Önceki maçlara göre daha iyi ama Galatasaray geneline göre 'mutedil dalgalı' bir oyun. Taktik değişmemiş. Yani B planı kovalayanlar yine 'mahsun' kalıyor. Sakatlık ve kart cezalılar ilk 11'i etkilemiş. Beklerin oyuna katılımı daha fazla. Ama yine de ilerisi çok fazla destek alamıyor. Bu nedenle bireysel olarak, kendi alanlarında yarattıkları çabalarla oyunu zorluyorlar ama çoğu zaman rakip savunmanın dikkatli oyununa takılıyorlar. İstanbulspor'a gelince. Onların oyun şablonu da Galatasaray'ınkiyle aynı. Sadece gol atmaktan ziyade orta saha hakimiyetini ve savunma terbiyesini korumakta daha etkililer... İstediklerini de iyi yapıyorlar. İlk yarı 27 ve 29'da iki ciddi pozisyon buluyor Galatasaray. İlkinde Arda'nın asistiyle kaleciyle burun buruna kalan Nonda kale yerine kaleciyi şişliyor. İkincisini Kewell soldan söke söke getirip Barış'a ikram ediyor atsın diye ama o dışarı gönderiyor.